İNSAN

    Merhabalar, anne, çocuk konularından sonra bu hafta da insan ile alakalı bir fikir işçiliğine soyunmaya beraberce çalışalım. Yazılarıma olumlu, olumsuz eleştirileri de derleyip bir haftayı da eleştirilere ayırmayı düşünüyorum. Eleştiri bazı toplumlarda yanlış anlaşılmasına rağmen insan hayatındaki en önemli gelişme yöntemidir. Bunun için sizlerin fikirlerini her daim beklerim.
    Ben daha önce, insanı çelişkilerle dolu bir anlam ahmağı olarak belirtmiştim. Kendindeki çelişkilerden yola çıkarak dünyaya, aileye, aşka, sevdaya, ilahi mesajlara birer anlam bulmak ve onlara anlam katmak isteyen bir ahmak. Tabii buradaki ahmağı bir aptallık olarak görmemek gerek, buradaki ahmaklığı dünyanın sırlarına vâkıf olmak isterken kendisini bir şaşkınlık silsilesi içerisinde bulma ahmaklığı olarak düşünmekte fayda vardır. Türk ve İslam medeniyeti insan şerefini her şeyden üstün tutan, insanı her ne kadar imkansız olsa da hatasızlığa, günahsızlığa davet eden bir medeniyet sistemidir. Yani bizim topraklarımız insanı eşref-i mahlukat olarak görmektedir. Buradan hareketle diyebiliriz ki insan, Tanrı'nın kainattaki mütemmim cüzlerinden birisidir ve hatta en önemlisidir. Etrafı türlü iyiliklerle, kötülüklerle kuşatılmış olan insan milyarlarca yıl belki de aynı duyguları paylaştı. Gelişen ve değişen teknolojiye rağmen insan duyguları çok az değişiklik gösterdi. Burada şunun altını çizmek çok önemlidir. İnsanın düşünceleri değil, duyguları neredeyse aynı kaldı. Bugünün değer yargılarına göre dünü beğenmemek düşünce sistemimizin evrilmesiyle mümkündür. Fakat ölüm, doğum gibi temel duyguları diyebiliriz ki insan milyarlarca yıl aynı şekilde hissetti.
    Hiç kimse ideal insan olamaz. Nurettin Topçu bu görüştedir. " Bir insan iyi olabilir fakat iyiliğin ta kendisi olamaz" diye de ayrıca belirtmektedir.Yine insan yırtıcı değil, yaratıcı olmalıdır, fikri, irfanı hür olmalıdır. Her şeyden evvel insan özgür olmalıdır. Basmakalıplıktan uzak, dogmalarını yenmiş, zihin prangalarını kırmış ve kendisini özgürlüğe kavuşturmuş bir insan olmalıdır. Buradan hareketle de yine doğu ve batı arasındaki dünyalarda insanın tanımı da değişiklik göstermekten öteye gidemiyor. Sartre'da insanın her şeyden önce özgür olmasını istiyor, fakat onun özgürlük sistemi bir zorunluluktan öteye geçemiyordu. Sartre bir yaratıcının olmadığını düşündüğü için, insanın zorunlu olarak özgürlüğe mahkum olduğunu ileri sürerken, buradaki özgür olmayı bir tercihe değil, zorunluluğa bağlıyor. Dünyaya atıldığı andan itibaren insanın her şeyden sorumlu olduğunu biliyor fakat yorumlamasında dış alem ve zaman gibi temel mefhumları yok sayıyordu. Yine insana ve insanlığa dair kelamını ve umudunu yitiren Schopenhauer da dünyaya ve insana dair tüm umutlarını kaybetmiş ve "yaşadığımız gezegen, gezegenlerin en berbatı, en kötü ve en aşağılık" olanıdır diyerek insanı da "insan insanın kurdudur" diyerek tanımlamıştır. Yani insanı birbirini çok iyi tanıyan ve zamanı gelince de avlamak isteyen bir nevi kurda benzetmiştir. Biz ise ona "insan insanın ümididir" diyerek mukabelede bulunmakla yetineceğiz.
    Her şeyden evvel insan, insanın kurdu değil, ümidi olmalıdır. Umut yeşertmelidir, sevgi tohumları ekmelidir. Dünyanın ötesinde öldürülen bir siyahi, bizim için siyahi değil, insandır ve bunun için olanca öfkemizi yansıtırız. Bizim için iyilik her şeyden ve herkesten ve yine herkesin kimliğinden de önce gelir. Balasagunlu Yusuf Kutadgu Bilig'de iyi insanı tanımlarken " bütün kötü huylardan arınmış,iyi huylarla dolu, Allah'a sıkıca bağlı, zamanının ilimlerini öğrenmiş cömert, iyilik sever ve merhamet sahibidir" diye tanımlamıştır. Devamında ise yine ideal insan olarak "başkasının zararını istememeyi, öfkesini tutmayı, sabırlı olmasını ve alçak gönüllü olmasını "tavsiye eder. Yusuf insanı toplumu şekillendiren bir cüz olarak gördüğü için onu her bakımdan mükemmelleştirmek istemiştir.
    İnsan bizim içinde birbirinin ümidi ve taşıyıcısıdır. İnsan bizim için bir köprüdür. İnsan insanın köprüsüdür, çünkü dert, tasa anında birbirini kollayacak, taşıyacaktır. İnsan, birbiri üzerindeki sorumluluğunu bilecek ve buna göre hareket edecektir. Burada da iyilik esas olacaktır. Çünkü düşünürlerin kahir ekseriyeti iyilik etmenin dünyayı yaşanabilir kılacağından hemfikirdir.  Albert Schweitzer insanların iyilik aşklarının on dört yaşındaki gibi saf ve temiz olmasının dünyayı yaşanacak bir yere getireceğini düşünmektedir. Nitekim biz de "Çocuk" yazımızda dünya yaşamına daldıkça günaha ve kötülüğe evrildiğimizden bahsetmiştik. Montaigne ise insanı her yerde aynı görür, ve onun yaratılışında/yaşamında taç giymesini, erdemli yaşamasını tasavvur eder. Ben ise burada hem Şirazlı Sadi ve hem de Byron ile aynı düşünmekteyim. Ben insanı anlam ahmağının yanında dertlerle, kederlerle sınanmış, kuşatılmış ve gülüşleri acılarla terbiye edilmiş, kimsesizlik içerisinde kalan fakat İlahi kuvvete dayanarak kimsesizliğinin de prangalarını kıran bir işçi olarak görmekteyim. Byron ise insana; "gülümsemekle, gözyaşı arasında giden bir sarkaca" benzeterek onu bir terbiyelik saf ve temiz kumaş olarak tahayyül etmiştir. Yine aynı çizgide olan Voltaire insanların acılar tarafından kemirilmek için yaratıldığını düşünmektedir.
    Son olarak Şirazlı Sadi insana öyle elemler, kederler yüklemiştir ki ciltler dolusu yazı yazsak onun kadar iyi tanımlayamazdık galiba. Sadi burada insan için kendisine sorulan Farsça bir beyitte "insan nedir?" sorusuna " yek katre-i hûnest, sâd hezârân endîşe" yani, " insan üç beş damla kan ve bin bir endişedir" diyerek cevap vermişti. Katılmamak elde değil gibi...
    Son olarak da ben de özlemlerimizi dile getirmesi açısından insan için; "İnsan, insanın gurbetidir" diyorum. Sağlıcakla Kalın.
Bir Türkü: Neşet Ertaş- Yolcu
Bir Şiir: Cahit Zarifoğlu- Sultan.

Yorumlar

  1. İnsan ol cihanda bu dünya fani. #Harabi

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yazı iki kat değer kazandı. Teşekkür ederim :)

      Sil
  2. İnsanlar başkalarının kusurlarını görmek hususunda keskin gözlere sahip kartallara benzerler. Kendi kusurlarını görmekte ise başını kuma gömen deve kuşuna…Başarılarının devamını diliyorum. Bu ikinci yorumum yine siliniyor:)

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Kutlu Fetih

DEVLET VE ADALET ÜZERİNE BİR DENEME

ANNE